BU YAZA DAİR

Nicedir ayağı zincirle kayalık bir dağa bağlı adamım ben. İçim kuşlarla birlikte yolculuklara çıkıyor, cismim bir kaç günlük…

Kitapları
Hulusi Üstün

1974 doğumlu…

Silivri Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu.
Serbest avukatlık ve kamuda hukuk müşavirliği yaptı.

İşi okumak yazmak,
evli iki çocuk babası…
Silivri’de mukim.

. . .

Sahili yosun kokan kasabadan, eski bir İstanbul evinin taş döşeli avlusundan,
Kaf Dağından, Rumeli’nden, Adalardan,
Tarihin kuytusundan, coğrafyanın unutulmuş diyarlarından,
Türkçe’ye duyduğu sevda ile, Şen şakrak bir Rumca, vakur bir Çerkesçe ile…

Herkesin kalbine giden yol ona malum…

Yazıları

Mashadov’dan Sunay Akın’a

Mashadov öldü… Mashadov öldü bu ülkenin şairleri duymasın. Senaristler hiçbir ananın doğurmadığı şahıslar uydursun, öyküler çiçeklere dair olsun. Bu memleketin en vicdanlısı bile olup olmadığı meçhul soykırımlara insaf eylesin.

Devamını okuyun

Vira Demek Vakti

Horoz Hüseyin de, Kılçık da yılların balık lokantaları. Canavar Muharrem’in çocukları, Sırrı Reis, Balıkçı Ali Abi, çinakop, mevsim balıkçısı Adnan’ın oğulları Zafer ve Özer… hala denizin dilinden anlayan, balık çeşitlerini akrabalarının adını sayar gibi sayan, hepsinin mevsimini, özelliklerini bilen çocuklar bunlar. Babadan, dededen balıkçı hepsi… Yüzleri güneş yanığı, gözleri ışıl ışıl…

Devamını okuyun
Tebriz

Nakşın, Şiirin ve Şems’in Kenti -Tebriz-

Eğer doğuya ise yolculuğunuz, hem mekândır değişen, hem zaman…  Sihirli bir halının üzerinde uçarsınız, Kaf Dağı’nı geçersiniz. Bir var olur her şey, bir de yok… Neticesi murada ermek olan, gökten düşen üç elmayla kutlanan bir masalın içine düşmektir Doğuya yolculuk… Bu kez İran’a gitmeye karar verdik. İsa havarilerinin, Marko Polo’nun aklına uyup Mevlana gibi düştük…

Devamını okuyun

Evimizin Son Günleri

Evimizin bitişiğindeki cezaevinin yerine adliye, karşıdaki Osmanlı Mezarlığının yerine Belediye binası yapılınca çok fazla zamanımızın kalmadığını anlamıştık. Bir zamanlar önünde “ Silivrimize Hoş Geldiniz ” tabelası asılı olan, şehre yeni girenleri şirin çehresiyle selamlayan evimiz artık kocaman kamu binalarının arasında garip kalmış, müteahhitlerin iştahını kabartır olmuştu.

Devamını okuyun

Rafet Nerede?

-Rafeet, Rafeet ! Yardım isteyen bir yaşlı mı, yoksa bir kadın sesi mi bu… ayazı kamçı gibi suratlara dolayan rüzgara karışıp denizin karanlığına, oradan berrak gökyüzüne, ışıltılı yıldızlara yükselen bir ses bu… -Rafeet, Rafeeet ! Ben birkaç aydır duyuyorum bu sesi. Kendimi dinlediğim her yerde, yüzümü denize çevirince, çayımı yudumlayınca, sigaramı tellendirince… Ara ara… kulaklarımın…

Devamını okuyun

Kayınpederim… Bir Kırlangıcın Ölümü…

Soht ailesi 1864 sürgününden önce Maykop yakınlarındaki geniş düzlüklerde yaşayan Mehoş kabilesinin yüz kadar klanından biriydi. Komşuları olan Abzakh ve Bjedukhlarla kıyaslandığında sayıca az olan Mehoşlar, Çerkesya’nın hür çiftçileriydi. Sınıfsal ayrımın olmadığı bu kabile Büyük sürgün onları da diğer kabileler gibi yerlerinden edip dünyanın dört bir yanına dağıtıncaya dek Besleney ve Kemguy prenslerine bağlı olarak yaşadılar.

Devamını okuyun
Sürgün Çeçenya Kafkasya

Bir Sürgün Anısı

Umar ne çok severdi kızı İremhan’ı. Gözleri mutluluktan ışıl ışıl parlardı onu izlerken. Kucağına alıp sıcaklığını duyduğunda göğsüne karışırdı sanki küçük kızcağızın bedeni. O, yaşlılık çağında Tanrının gönül avuntusu olarak verdiği bir hediyeydi. Sevgili eşi Muslimat’ın dünyayı terk etmeden önce kucağına bıraktığı bir yadigardı İremhan.

Devamını okuyun

Suriye’de Yaşananlar ve İslam Dünyası’nın Tanımlama Sorunu

Sosyal paylaşım sitesinde yayınladığım Suriye’de yaşanan kaosun bir özgürlük savaşı olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğuna dair kanaatlerime çok farklı çevrelerden gelen şaşırtıcı tepkiler üzerine kapsamlı bir yazı ile düşüncelerimi açıklayacağımı bildirmiştim. Evet Suriye’de yaşanan kaos bir Özgürlük Savaşı olarak vasıflandırılamaz. Bu savaşı özgürlük mücadelesi olarak değerlendiren, Bedir’le, Kerbela ile Çanakkale Savaşı ile mukayese eden Müslümanlar hata…

Devamını okuyun
İkinci Dünya Savaşı

Bir Gemi Faciası

II. Dünya Savaşının dört kıtayı yakan acısından Silivri’nin payına düşen de bir batık gemi ve boğulan insanlar olmuş. Geçtiği her yeri yakıp yıkan Alman ordusunun ilerleyişi karşısında kendilerini güvende hissetmeyen bir çok Musevi canlarını kurtarmak üzere çok zor şartlar altında Filistin’e kaçmaya çalışırken…

Devamını okuyun
hulusi üstün, Yediç

Evvelden Giden Ahbaba Selam Olsun Erenler

Dostum öldü, bastonunu kaybetmiş bir kötürüm gibi kaldım ortada… Bugün yedinci gün… Araya giren bayram, eş dost ziyaretleri olmasa bu yedi gün çok hırpalardı beni. Bayram ziyareti ile taziye birbirine karıştı. Alışmadıysam da susup kabullendim sonunda. Doğumu bize sormayan Tanrım ölümü de nâgâh veriyor.

Devamını okuyun
Hulusi Üstün Nusret Özcan Mersiyesi

Nusret Özcan Mersiyesi

“Öleceğim galiba!” diyordu. Kariye civarının tanış biliş esnafına hayırlı sabahlar der gibi rahat bir ses tonuyla, çocuklarına sitem eder gibi, bir İstanbul türküsünün nakaratını mırıldanır gibi söylüyordu bunu. “Öleceğim galiba, eş dostla muhabbet ederken vedalaşır gibiyim…”

Devamını okuyun