DOLUNAY

DOLUNAY Onunla tanışalı çok olmadı. Tuhaf bir tesadüfle bulduk birbirimizi. Doğduğu küçük bozkır köyünü anlattı bana. Mimarlık diplomasını alıncaya kadar ne denli büyük sıkıntılar çektiğini, askerliğini bitirir bitirmez ninesinden dinlediği ata yurdunu görmek için Kafkasya’ya nasıl gittiğini tüm ayrıntılarıyla anlattı. – Uçağa nasıl bindim, bulutların üzerinden bir vakitler dedelerimin özgürce at koşturduğu dağları nasıl seyrettim,…

Read article

BABAMIN ARDINDAN

  ‘Sizin hiç babanız öldü mü?’ Bir Cemal Süreyya şiiri bu. Kendimi bildim bileli çok severim. İlk kez ne zaman okudum, nerede duydum hatırlamıyorum. Benim babam öldü. Ben de babası ölmüş herkes gibi kör oldum. Işığın sönmesi gibi olmadı benim babamın ölümü. Yanan bir mumun ağır ağır tükenmesi gibi oldu. On iki yıl sürdü. Ağır…

Read article

ÜMMETSİZ KALAN PEYGAMBERİN KALEMİNDEN

Bir ömür hatırasını zihnimde, sırtımda, göğsümde, kollarımda taşıyacağımdan haberdar olmadığım adamı tanıdığımda ben bir üniversite öğrencisi idim o ortaokul ya da lise…  Bal rengi zeki gözleri olan utangaç çocuk…  Lüzumsuz bir sürü işimden biri dolayısıyla olmasaydım o gün orada. Tanımasaydım… Şeyh Galib’in dediği gibi ‘Telh eder miydi kâmımı o zehirnak şerbet!’ Kasaba böyle… Bir sürü…

Read article

AFRİN’İN DÜŞTÜ MÜ ?

Memleketin en büyük gazetelerinde sekiz sütuna manşet… ‘Afrin Düştü!’ Haberin içeriği bir yana, bu başlık beni garip düşüncelere ‘düşürdü.’ ‘Afrin düştü’ anladık da biz bu hallere nasıl düştük, işte orası müşkül iş. . . . Dil, hem düşüncenin hem de meramı ifadenin aracıdır. Bir başka deyişle dil bilgimiz oranında idrak eder ve düşünürüz. Dili bildiğimiz…

Read article
Yorum Ekleyin