Turna Fırtınası

Ömür bir musikidir. Çığlıkla başlayan bu melodi, mırıltılarla ve ninnilerle sürer. Sonra cıvıltılar karışır, alkışlar karışır, derken müzik coşar, parça baş döndürücü bir ritme dönüşür. Ardından fark ettirmeden düşer müziğin temposu. Ritim ağırlaşır, sonunda bir saz semaisi olur. İniltilerle sayıklamalarla yavaşlar…yavaşlar…ve susar.
En son bir sela sesi ile musikinin bittiği ilan olunur.
Yaşamak ise dans etmeye benzer o müzik eşliğinde…

Yüz Elli Yıl Böyle Geçti

Çerkesler yüz yıllık kesintisiz bir özgürlük mücadelesinin ardından 21 Mayıs 1864’te yurtlarından sürülüp dünyanın dört bir yanına dağıtıldılar. Sürgünün üzerinden geçen yüz elli yıl bu halkın özgün dilini ve kültürel değerlerini büyük ölçüde aşındırdı. Hulusi Üstün, onların sürgün edildikleri diyarlara ait hatıralarının izini sürüyor bu kitabında. Anadolu bozkırında kaybolmuş Çerkes atlarının, Khabze adı verilen örf adet hukukunun, Çerkes toplumunun karmaşık sosyal yapısının, Türk Edebiyatının temel tiplerinden biri olan Çerkes kızı imgesinin konu edildiği öykülerinde Anadolu bozkırını, eski İstanbul sokaklarını, Balkanları, Arap çöllerini Kaf Dağı’nı gezdiriyor bize. Geziyor ve hayıflanıyoruz onun öykülerinde. Evet, Çerkesya bir ulu ağaçtı insanoğlunun tamahının yok ettiği, Çerkesya bir büyük günahtı, Kabil’in Habil’e ettiği.