DOLUNAY

DOLUNAY Onunla tanışalı çok olmadı. Tuhaf bir tesadüfle bulduk birbirimizi. Doğduğu küçük bozkır köyünü anlattı bana. Mimarlık diplomasını…

Kitapları
Hulusi Üstün

1974 doğumlu…

Silivri Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu.
Serbest avukatlık ve kamuda hukuk müşavirliği yaptı.

İşi okumak yazmak,
evli iki çocuk babası…
Silivri’de mukim.

. . .

Sahili yosun kokan kasabadan, eski bir İstanbul evinin taş döşeli avlusundan,
Kaf Dağından, Rumeli’nden, Adalardan,
Tarihin kuytusundan, coğrafyanın unutulmuş diyarlarından,
Türkçe’ye duyduğu sevda ile, Şen şakrak bir Rumca, vakur bir Çerkesçe ile…

Herkesin kalbine giden yol ona malum…

Yazıları

Şabo Sana Kurban Olam !

Yar yıkıldı… duvar yıkıldı… kubbe yıkıldı… İstanbul yıkıldı… Karagümrük, Kadıköy, Taşkasap yıkıldı… Gönlüm yıkıldı… Varyemez Amca’nın evi yıkıldı… Kitap dolu kütüphaneler yıkıldı…

Devamını okuyun

Demokratik Yeniden Yapılanma ve Çerkesler

Aslında 2009’un son aylarında geldiğimiz ve adına “Açılım” dediğimiz durak 1808’de Sened-i İttifak olayı ile başlayan Türk Anayasal gelişmesinin önemli bir kilometre taşıdır. Bu noktayı Türkiye’yi yıllardır kana bulayan terör belasının kazandırdığı bir mevzi olarak algılamak yanlış bir teşhis olacaktır her şeyden önce. Terörün bu topraklara kazandırdığı tek şey nifaktır, nefrettir, gözyaşıdır.

Devamını okuyun

Şimdiki Zamanın Üç Hali

“Tüketimin yok etmekle eş anlamlı olduğu gerçeğine inanmayan birileri kaldıysa savaşımız bitmedi” sloganıyla mücadeleye devam… Yenilikler bulmak gerek, hiçbir zaman yeni kalamayacak yeni yenilikler… Mutlu olmaya gerek yok, bu sakil söylemleri bir kenara bırakmak gerek. Mutlu insan tüketemez!

Devamını okuyun

Leyla’nın Şimdiki Zaman Hali

Tanrı sanatının en güzel eseridir kadın. Yaratılmış her şeyi en güzel kılan özellik kadında toplanmıştır. Tanrı kadını baharın ılıklığından, gökyüzünün temizliğinden, denizin enginliğinden, çiçeklerin çekiciliğinden, kadifenin yumuşaklığından, kuş cıvıltısından, toprağın en bereketlisinden yaratmış olmalıdır. Bir eğe kemiği ile açıklanamaz bütün bu ihtişam.

Devamını okuyun

Kafkasya’da Satranç – Güney Osetya

Kafkasya söz konusu olunca önce kavramlar anlamını yitiriyor, tanımlar tepetaklak oluyor. Oradaki bir dağın, bir tepenin, bir küçük kasabanın bile dünyayı yörüngesinden çıkartacak güce sahip olduğunu görüp hayretlere düşüyoruz.

Devamını okuyun

Yeniden Mavi Kasaba’da

Döndüm… Lodosluydu hava. Kıyıya vuran yosunlar gibi, çer çöp gibi düştüm Mavi Kasaba’ya. Kaçtığım dünyaya benzeyen kirli ve çalkantılı denizin şarapsı kokusu doldu içime. Çocukluk günlerime düştüm. Çıplak bedenime yapışmış kumlarla birlikte kavgamı silktim göğsümün üzerinden. Bir an için, bir an için hiç büyümemişçesine kaldığım yerden, bu kasabada devam edebileceğimi sandım gamsız ve tasasız bir hayata. Bulutlar geçti başımın üzerinden, martılar geçti. Eski gemilere, yaşlı gemicilere takıldı gözüm. Deniz bulanıktı ve ben Mavi Kasaba’daydım.

Devamını okuyun

Dua…

Gönül açan iğde kokusunu, her dem taze çam dalını, çocuk topuklarını yakan sıcak kumsalı, her biri diğerinden farklı kar tanesini, öğle güneşini, çınar gölgesini, çakıl taşını, balık pulunu, yağmur bulutunu ve mayıs ayını yaratan…

Devamını okuyun
Şehremini Hulusi Üstün

Şehreminili Tatar Kemal

Yüz çizgileri zihnime kazınmış, sesi kulaklarımda çınlayan bir dost suretidir Tatar Kemal. Zaman geçtikçe özlediğim, bundan sonra bin yıl yaşasam emsaline rastlamayacağımı fark ettikçe hayıflandığım, kederlendiğim, yaşamın sıkıcı güzergahında gölgesine uzanıp dinlendiğim bir çınardır Kemal Amca.

Devamını okuyun
hulusi-ustun-sarikamis

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Babaannem sekiz yaşındaydı onu en son gördüğünde. Keçe şeritler sarılmış bacaklarına sarılarak “A si Mahamed! Seri sızdoşe !” (1) dediğini hatırlıyor. Kızının bu yalvarışına karşılık vermemiş Mahamed. Boş boş bakmış yüzüne.

Devamını okuyun

Nartların Sesi

Her şeyin kötüye gittiği doğru değil aslında. Önüne engel koymadığınız vakit su akıp yatağını buluyor. Bundan yirmi yıl önce hayal edemeyeceğimiz gelişmeler yaşanıyor. Şarkılar daha özgürce, daha yüksek sesle söyleniyor. Daha az gergin bir ortamda karşıt fikirler birbirini dinliyor, daha fazla insan sorunların konuşarak ve birbirimizi dinleyerek çözüleceğine inanıyor. Bu aşamaya devrimsiz, yıkımsız bir şekilde ulaşmış olmak memnuniyet verici.

Devamını okuyun
hulusi ustun osmanlica kitap

Deli Hoca

Bu yaz hiç aklımda yok iken gecenin bir saati gönlüme düşüverdi Mustafa Hoca… Uzun zamandır kendisinden bir haber almamıştım, neredeydi, nasıl idi?

Devamını okuyun

HALEPLİ ADİL

Adil geldiğinde İstanbul’a yağmur yağıyordu. Şehir içi trafiğinde saatler süren yolculuk boyunca aracın camından kalabalık, ıslak ve kasvetli şehri izleyip durdu. Yağmur ertesi gün de kısa aralıklarla sürdü, daha sonraki gün de… Adil ıslak bir sokak köpeği gibi üşüyordu. Daha önce televizyon dizilerinde görüp merak ettiği masal şehrinin adını bir türlü telaffuz edemediği uzak bir…

Devamını okuyun

Emirtolu Yaylası’ndan Anadolu

Bir kız tanımıştım üniversite yıllarında. ‘Küçükken balık sanırdık kurbağa larvalarını, zaman geçip kuyrukları yok olduğunda, kurbağaya dönüştüklerinde şaşırırdık. Zaman öyle bir şey… değiştirip kurbağaya dönüştürüyor insanları’ demişti. Değişip dönüştük yaşadığımız bulanık göl suyunun içinde. Öyleydik, böyle olduk… Kurbağa olup kalacağımızı bilsek üzülmeyeceğiz. Kurbağadan öte yol varmış o genç kızın bilmediği… şimdi yüreğimizi arındırma sürecindeyiz insani…

Devamını okuyun