BU YAZA DAİR

Nicedir ayağı zincirle kayalık bir dağa bağlı adamım ben. İçim kuşlarla birlikte yolculuklara çıkıyor, cismim bir kaç günlük…

Kitapları
Hulusi Üstün

1974 doğumlu…

Silivri Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu.
Serbest avukatlık ve kamuda hukuk müşavirliği yaptı.

İşi okumak yazmak,
evli iki çocuk babası…
Silivri’de mukim.

. . .

Sahili yosun kokan kasabadan, eski bir İstanbul evinin taş döşeli avlusundan,
Kaf Dağından, Rumeli’nden, Adalardan,
Tarihin kuytusundan, coğrafyanın unutulmuş diyarlarından,
Türkçe’ye duyduğu sevda ile, Şen şakrak bir Rumca, vakur bir Çerkesçe ile…

Herkesin kalbine giden yol ona malum…

Yazıları

Dost Portreler

Doksan sekiz kışında tanıştık onunla. Kitaplarımı okuduğunu, benimle tanışmak istediğini söylediler, kalktım gittim. Bir Holding’in halkla ilişkiler müdürüydü ve bu işi yapmak için yaratılmıştı sanki. Karşısındakine güven veren, her konuda söyleyecek sözü olan, hayat dolu bir adam… Bulunduğu odada ondan başka hiç kimse yokmuşçasına rahat konuşuyordu. Son derece zevkli giyiniyor, her hareketi ve sözüyle görmüş geçirmiş bir ailenin çocuğu olduğu hissini uyandırıyordu.

Devamını okuyun

OĞLUMUN PATİKASI

‘İşte bu benim oğlum!’ deyip bu yazının bir köşesine onun resmini koymak isterdim, ama fotoğraflarının bir yerlerde yayınlanmasından, başkasına gösterilmesinden hoşlanmıyor benim oğlum. ‘Utanıyormuş’ O bakımdan size onu tarif etmekle yetineceğim. Yaşıtlarına göre azıcık kısa boylu, saçları açık kumral, gözleri bal rengi, yüzü bal köpüğü. Hokka gibi bir burnu, samur kaşları ve küçük bir ağzı…

Devamını okuyun

Erdem Beyazıt İçin Mersiye

Olup biten her şeyin şahidi benim. Gözümün önünde başlayıp bitti her şey. Yağmur yağmaz olup sular kirlendikten sonra, kıyı yosun, sokak çöple dolu iken, şehir hiç olmadığı kadar kalabalık ve hiç olamayacağı kadar ormana dönmüş iken erdem öldü önce.

Devamını okuyun

Bir Ehl-i Kitaba Mersiye
Dervişzade İsmail Efendi Hazretleri

Benim ondan çok zamandır haberim vardı, ama tanışmamızın vesilesi Teşkilat Refik oldu. Refik Amca’ya ulaşamamaktan yakındığım yazı üzerine bana birlikte çektirdikleri bir fotoğrafı gönderip sanal dostları arasına eklemişti. Sonra Türkiye’nin en güzel partisi olan Kitap Sevenler Partisinde uzaktan uzağa selamlaşmaya, atışmaya, muhabbetleşmeye başladık. Yazışmalarımıza bakıyorum, çekingen çekingen selamlaşmışız önce, sonra kitap yazar muhabbeti başlamış. Derken…

Devamını okuyun
Çerkes Sürgünü 1864 Kafkasya

Adem ve Biz *

Aradan yüz otuz dokuz yıl geçmiş… Adem’in cennetten kovuluşuna benziyor bizim yaşadığımız sürgün. Geçen zaman acısını azaltmıyor belki ama bu acıyı yüreğinde hissedenlerin sayısı gün geçtikçe seyrekleşiyor sanki.

Devamını okuyun

Yeniden Mavi Kasaba’da

Döndüm… Lodosluydu hava. Kıyıya vuran yosunlar gibi, çer çöp gibi düştüm Mavi Kasaba’ya. Kaçtığım dünyaya benzeyen kirli ve çalkantılı denizin şarapsı kokusu doldu içime. Çocukluk günlerime düştüm. Çıplak bedenime yapışmış kumlarla birlikte kavgamı silktim göğsümün üzerinden. Bir an için, bir an için hiç büyümemişçesine kaldığım yerden, bu kasabada devam edebileceğimi sandım gamsız ve tasasız bir hayata. Bulutlar geçti başımın üzerinden, martılar geçti. Eski gemilere, yaşlı gemicilere takıldı gözüm. Deniz bulanıktı ve ben Mavi Kasaba’daydım.

Devamını okuyun

Demokratik Açılım ve Ulus Bilinci Üzerine Bir Röportaj. BÖLÜM 2

slında tanımı gittikçe zorlaşan bir kavram Çerkeslik. Ben geleneksel tanımdan yola çıkıyorum, Kuzey Kafkas Halklarını komşu halklar Çerkes adıyla tanımlıyorlar. Dünya tarihine bu isimle geçmişiz. Bu durumda Çerkes tanımı bir dilsel birliği yahut bir ulusal aidiyeti tarif etmekten ziyade bir kültürel birliği tarif etmektedir.

Devamını okuyun

Balkanlarda Bizden Bir Renk POMAKLAR

Hatta yedinci bir görüş… ‘Tarih boyunca yüzlerce halkın, onlarca dilin, muhtelif din ve mezheplerin birbirine karıştığı Balkan coğrafyasında kan ve köken esaslı bir ayrım yapmanın imkanı, anlamı ve faydası var mıdır?’

Devamını okuyun
Hulusi Üstün Nusret Özcan Mersiyesi

Nusret Özcan Mersiyesi

“Öleceğim galiba!” diyordu. Kariye civarının tanış biliş esnafına hayırlı sabahlar der gibi rahat bir ses tonuyla, çocuklarına sitem eder gibi, bir İstanbul türküsünün nakaratını mırıldanır gibi söylüyordu bunu. “Öleceğim galiba, eş dostla muhabbet ederken vedalaşır gibiyim…”

Devamını okuyun

Ermenilerden Özür Dilemek

Tarih toplumların vicdanıdır biraz da. Doğru tesis edilmezse olur olmaz yerde azap veriyor. İşte Osmanlının en sorunlu, en karmaşık döneminde yaşanan tehcir ve bunun uzantısı olan trajedi yeniden gündemde. Doksan yıldır Türkiye’nin gündeminden inmeyen 1915 olayları dolayısıyla aydınların özrü gündemde.

Devamını okuyun

Musul Valisi Nafi Efendi

Abdünnafi Efendi nasıl olmuş da Çetin Altan’ın, Ahmet Turan Alkan’ın ya da İskender Pala’nın nazarı dikkatini çekmemiş hayret! Yüz yıl önceden bugüne emsal teşkil eden bu sevimli adamı o kalem üstatlarından okumak vardı. Ne zevkli, ne tatlı bir yazı olurdu kim bilir. Olur olmaz yerde karşımıza çıkardı Nafi Efendi, sadece İstanbul’da değil, bütün memlekette yeniden…

Devamını okuyun

Yoldaki Son Kervansaray
Uygur Ülkesi

İpek yolu güzergahından doğuya doğru giden yolu söylenceler tarif eder, kitaplar değil. Aşılacak dağ sıralarının ardında bozkır, bozkırın ardında çöl, çölün ardında buzul vardır. İstanbul, İskenderiye, İsfahan, Herat derken güzergah üzerindeki son kervansaraydır Türkistan. Oradan öteye ne yol vardır ne patika ne cılga… Binlerce yıldır o yöne gidip dönen kervanlar, seyyahlar, gazeteciler, yazarlar, politikacılar o…

Devamını okuyun