BU YAZA DAİR

Nicedir ayağı zincirle kayalık bir dağa bağlı adamım ben. İçim kuşlarla birlikte yolculuklara çıkıyor, cismim bir kaç günlük…

Kitapları
Hulusi Üstün

1974 doğumlu…

Silivri Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu.
Serbest avukatlık ve kamuda hukuk müşavirliği yaptı.

İşi okumak yazmak,
evli iki çocuk babası…
Silivri’de mukim.

. . .

Sahili yosun kokan kasabadan, eski bir İstanbul evinin taş döşeli avlusundan,
Kaf Dağından, Rumeli’nden, Adalardan,
Tarihin kuytusundan, coğrafyanın unutulmuş diyarlarından,
Türkçe’ye duyduğu sevda ile, Şen şakrak bir Rumca, vakur bir Çerkesçe ile…

Herkesin kalbine giden yol ona malum…

Yazıları

KASIMPAŞALI KEMAL AMCA

Dağın taşın dili olsa da bundan tam yüz yıl önce Van’da olup bitenleri anlatsa. Yahut iyi ki dağın taşın dili yok, bundan yüz yıl önce Van’da olup bitenleri anlatamıyor. O kahredici senenin şahitlerini görmedim ama o yıl orada olanlara şahitlik etmiş insanların çocuklarını tanıdım. Birine Haminne derdik, ismini bilmezdik. Yorum Ekleyin

Devamını okuyun

Yazı Beklerken

eçen yaz Silivri’den İstanbul’a giderken Selimpaşa köy içindeki küçük Kır kahvesine uğramayı alışkanlık etmiştim. Sabahın erkeninde kimsecikler olmuyor orada. Hele hafta içi ise kıyı o kadar boş, o kadar tatlı ki. Önce yarım saat kadar yüzüp henüz ılınmamış denizin serinliğinde kendime geliyorum. Sonra iki bardak çay…

Devamını okuyun
Hulusi Üstün Nusret Özcan Mersiyesi

Nusret Özcan Mersiyesi

“Öleceğim galiba!” diyordu. Kariye civarının tanış biliş esnafına hayırlı sabahlar der gibi rahat bir ses tonuyla, çocuklarına sitem eder gibi, bir İstanbul türküsünün nakaratını mırıldanır gibi söylüyordu bunu. “Öleceğim galiba, eş dostla muhabbet ederken vedalaşır gibiyim…”

Devamını okuyun

Suriye’de Yaşananlar ve İslam Dünyası’nın Tanımlama Sorunu

Sosyal paylaşım sitesinde yayınladığım Suriye’de yaşanan kaosun bir özgürlük savaşı olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğuna dair kanaatlerime çok farklı çevrelerden gelen şaşırtıcı tepkiler üzerine kapsamlı bir yazı ile düşüncelerimi açıklayacağımı bildirmiştim. Evet Suriye’de yaşanan kaos bir Özgürlük Savaşı olarak vasıflandırılamaz. Bu savaşı özgürlük mücadelesi olarak değerlendiren, Bedir’le, Kerbela ile Çanakkale Savaşı ile mukayese eden Müslümanlar hata…

Devamını okuyun

Başkurtlar

Asya ve Avrupa’nn doğu sınırını oluşturan Ural Dağlarına sırtını dayamış uçsuz bucaksız düzlüklerin iki bin yıllık sakini olan Başkurtlar, zengin sözlü gelenekleri, renkli folklorleri doğal yaşam tarzları ile bizim uzaktaki yakınlarımızdır.

Devamını okuyun

Sıradışı Bir Dostluğun Fotoğrafı

Tanışalı sadece üç yıl oldu aslında. Sanki doğduğu ilk günde sarıp sarmalayıp elime verdiler, bir asra dayanmış ömrünün her gününde, her saatinde yanındaydım sanki. Onunla birlikte Reyhanlı’nın Çerkes mahallesinde doğup ana babasızlığı yaşadım, bahçelerden nar çaldım, sokak çocuklarıyla köşe kapmaca oynadım, Asi nehrinin kan gibi sıcak suyuna çivileme atladım, 1930’ların İstanbul’unda saraylı bir halanın yanına sığındım, sonra bir kayıp babanın peşine düşüp Şam’a, Beyrut’a, Hayfa’ya gittim. Üvey annenin ne demek olduğunu öğrendim.

Devamını okuyun

sürgün…

Onların, Doruğu Ay’a yıldıza yaren, gölgeli kayın ormanlarıyla gökyüzüne el eden bıçak ağzı gibi keskin ayazıyla çobanlara hayat veren gündüzü çağıltılı, uğultulu, dağdağalı dağları vardı. . . . onların iki ucu dilber kirpiğinden keskin ve kabzası çiçek pürçeği işlemeli, ışıltısı göz alıcı buzulların renginde, kınından çıktığında bir yılan dili kadar öldürücü, yakıcı, sızlatıcı gümüş kamaları…

Devamını okuyun
hulusi üstün, Yediç

Evvelden Giden Ahbaba Selam Olsun Erenler

Dostum öldü, bastonunu kaybetmiş bir kötürüm gibi kaldım ortada… Bugün yedinci gün… Araya giren bayram, eş dost ziyaretleri olmasa bu yedi gün çok hırpalardı beni. Bayram ziyareti ile taziye birbirine karıştı. Alışmadıysam da susup kabullendim sonunda. Doğumu bize sormayan Tanrım ölümü de nâgâh veriyor.

Devamını okuyun

Musul Valisi Nafi Efendi

Abdünnafi Efendi nasıl olmuş da Çetin Altan’ın, Ahmet Turan Alkan’ın ya da İskender Pala’nın nazarı dikkatini çekmemiş hayret! Yüz yıl önceden bugüne emsal teşkil eden bu sevimli adamı o kalem üstatlarından okumak vardı. Ne zevkli, ne tatlı bir yazı olurdu kim bilir. Olur olmaz yerde karşımıza çıkardı Nafi Efendi, sadece İstanbul’da değil, bütün memlekette yeniden…

Devamını okuyun
Çerkes Sürgünü 1864 Kafkasya

Adem ve Biz *

Aradan yüz otuz dokuz yıl geçmiş… Adem’in cennetten kovuluşuna benziyor bizim yaşadığımız sürgün. Geçen zaman acısını azaltmıyor belki ama bu acıyı yüreğinde hissedenlerin sayısı gün geçtikçe seyrekleşiyor sanki.

Devamını okuyun

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı

Kültür insanlığın ortak malıdır. Hangi toprakta neşvünema bulmuş olursa olsun, değil mi ki insanın ürünü, o halde insanlığa aittir. Dünyanın bir köşesinde solan bir kültürel renk, bütünün ahengini bozmaktadır. Unutulan her kültürel değer insanlığın hafızasını eksiltmekte, geçmişini unutturmakta, insanlığı kötürüm bir yaşlı durumuna düşürmektedir. Bu yüzden binlerce yıllık süreçte oluşan değerlerin yok oluşunu izlemek, bir…

Devamını okuyun

Nartların Sesi

Her şeyin kötüye gittiği doğru değil aslında. Önüne engel koymadığınız vakit su akıp yatağını buluyor. Bundan yirmi yıl önce hayal edemeyeceğimiz gelişmeler yaşanıyor. Şarkılar daha özgürce, daha yüksek sesle söyleniyor. Daha az gergin bir ortamda karşıt fikirler birbirini dinliyor, daha fazla insan sorunların konuşarak ve birbirimizi dinleyerek çözüleceğine inanıyor. Bu aşamaya devrimsiz, yıkımsız bir şekilde ulaşmış olmak memnuniyet verici.

Devamını okuyun