BU YAZA DAİR

Nicedir ayağı zincirle kayalık bir dağa bağlı adamım ben. İçim kuşlarla birlikte yolculuklara çıkıyor, cismim bir kaç günlük…

Kitapları
Hulusi Üstün

1974 doğumlu…

Silivri Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu.
Serbest avukatlık ve kamuda hukuk müşavirliği yaptı.

İşi okumak yazmak,
evli iki çocuk babası…
Silivri’de mukim.

. . .

Sahili yosun kokan kasabadan, eski bir İstanbul evinin taş döşeli avlusundan,
Kaf Dağından, Rumeli’nden, Adalardan,
Tarihin kuytusundan, coğrafyanın unutulmuş diyarlarından,
Türkçe’ye duyduğu sevda ile, Şen şakrak bir Rumca, vakur bir Çerkesçe ile…

Herkesin kalbine giden yol ona malum…

Yazıları
Çerkes Sürgünü 1864 Kafkasya

Adem ve Biz *

Aradan yüz otuz dokuz yıl geçmiş… Adem’in cennetten kovuluşuna benziyor bizim yaşadığımız sürgün. Geçen zaman acısını azaltmıyor belki ama bu acıyı yüreğinde hissedenlerin sayısı gün geçtikçe seyrekleşiyor sanki.

Devamını okuyun

152 YIL SONRASININ 21 MAYIS’I

Hatırlamak insanı daha iyi, daha akıllı, daha temkinli kılar. En önemlisi de geleceğin daha isabetli planlanmasını sağlar.
Tarih disiplini, başına gelenleri hatırda tutmak ve kendisinden sonrakilere aktarmak amacıyla not tutan bir Yahudi tarafından icat edildi derler. Muhtemelen icat ettiği bu disiplinin halkını ölümsüz kılacağını o Yahudi de bilmiyordu.
Mark Twain öyle dermiş. ‘Herkes ölümlüdür, Yahudilerden başka…’ Kinayesi bir kenara, anlamı derin bir söz bu. Onları yok etmek isteyen Mısırlılar yok oldu, Persler de, Asurlular da, Romalılar da, Naziler de…
Yahudiler yaşıyorlar. Çünkü onlar hatırlıyorlar.

Devamını okuyun

Yazı Beklerken

eçen yaz Silivri’den İstanbul’a giderken Selimpaşa köy içindeki küçük Kır kahvesine uğramayı alışkanlık etmiştim. Sabahın erkeninde kimsecikler olmuyor orada. Hele hafta içi ise kıyı o kadar boş, o kadar tatlı ki. Önce yarım saat kadar yüzüp henüz ılınmamış denizin serinliğinde kendime geliyorum. Sonra iki bardak çay…

Devamını okuyun

KASIMPAŞALI KEMAL AMCA

Dağın taşın dili olsa da bundan tam yüz yıl önce Van’da olup bitenleri anlatsa. Yahut iyi ki dağın taşın dili yok, bundan yüz yıl önce Van’da olup bitenleri anlatamıyor. O kahredici senenin şahitlerini görmedim ama o yıl orada olanlara şahitlik etmiş insanların çocuklarını tanıdım. Birine Haminne derdik, ismini bilmezdik. Yorum Ekleyin

Devamını okuyun

Yeniden Mavi Kasaba’da

Döndüm… Lodosluydu hava. Kıyıya vuran yosunlar gibi, çer çöp gibi düştüm Mavi Kasaba’ya. Kaçtığım dünyaya benzeyen kirli ve çalkantılı denizin şarapsı kokusu doldu içime. Çocukluk günlerime düştüm. Çıplak bedenime yapışmış kumlarla birlikte kavgamı silktim göğsümün üzerinden. Bir an için, bir an için hiç büyümemişçesine kaldığım yerden, bu kasabada devam edebileceğimi sandım gamsız ve tasasız bir hayata. Bulutlar geçti başımın üzerinden, martılar geçti. Eski gemilere, yaşlı gemicilere takıldı gözüm. Deniz bulanıktı ve ben Mavi Kasaba’daydım.

Devamını okuyun

Erdem Beyazıt İçin Mersiye

Olup biten her şeyin şahidi benim. Gözümün önünde başlayıp bitti her şey. Yağmur yağmaz olup sular kirlendikten sonra, kıyı yosun, sokak çöple dolu iken, şehir hiç olmadığı kadar kalabalık ve hiç olamayacağı kadar ormana dönmüş iken erdem öldü önce.

Devamını okuyun

Kafkasya’da Satranç – II

Kafkasya’daki halklar varlıklarını geleceğe taşımak, ulusal kimlik ve kültürleriyle var olmak istiyorlar, savaşmak için pençelerinin olmadığının farkındalar. Çok acı tecrübelerle öğrendiler bu gerçeği. Yaşamak en kutsal hak, var olmak en önemli öncelik…

Devamını okuyun

Dua…

Gönül açan iğde kokusunu, her dem taze çam dalını, çocuk topuklarını yakan sıcak kumsalı, her biri diğerinden farklı kar tanesini, öğle güneşini, çınar gölgesini, çakıl taşını, balık pulunu, yağmur bulutunu ve mayıs ayını yaratan…

Devamını okuyun