Kafkasya’da Satranç – Güney Osetya

Kafkasya söz konusu olunca önce kavramlar anlamını yitiriyor, tanımlar tepetaklak oluyor.  Oradaki bir dağın, bir tepenin, bir küçük kasabanın bile dünyayı yörüngesinden çıkartacak güce sahip olduğunu görüp hayretlere düşüyoruz.

Ulus olamamak dünyanın hiçbir yerinde bu kadar büyük acılara sebep teşkil etmedi.

. . .

Gürcistan, yutmaya kalktığı lokmanın nasıl bir şizofren katilin elinde olduğunu kestiremedi. Acıyla kustu, isteğinden vazgeçti ama bu aptalca iştahının bedelini çok pahalıya ödedi. Bundan sonrası en iyimser ihtimalle Gürcistan uzun bir nekahet dönemine ihtiyaç duyacak. En olur ihtimalle muhteris kralları Amerika’daki çiftliğine çekilecek ama Gürcü halkı dinlerinden çok kinlerine bağlı Kafkasyalı kardeşleriyle bir arada yaşamaya devam edecek.  

Asırlardır bir arada yaşadığı kardeşlerinin üzerine tank gönderen, geçmişten ders almayan, dans ederek büyümüş gençlerinin birkaç yılda savaş şahini kesilemeyeceğini hesap edemeyen  Gürcistan tabii ki masum değil. Bir Çerkes atasözü “Dostuna güvenip Ayı ile güreşme!” der. Yazık ki Gürcüler son on beş yıldır Kafkas atasözlerini değil, Amerikan film repliklerini önemsediler.

Osetya ise masum bir piyon. Kafkas satrancında geri çekilmesi yasak olan, oyunun gidişine göre ya feda edilecek, ya ileri sürülecek bir piyon.  Bunun böyle olması, bunun böyle kalacak olması ne acı.

. . .

Tartışılacak konu savaşın ve Kafkas girdabının çok uzağında kabzımal hesabı içine giren Kafkas diasporasının tavrı. Onlar iki beladan, iki düşmandan, kırk katır yada kırk satırdan birini tercih etmede bu kadar çabuk davranmamalıydı. Osetya’yı Gürcistan’a bağlayan pamuk ipini koparıp onu sağlam bir gemici halatıyla Rusya’ya bağlamak konusunda bu kadar çabuk tezgaha gelmemeliydiler. Daha dün Çeçenlerin başına bomba yağdırılırken söylendikleri Rusya’yı bugün bir halaskar gibi karşılamamalıydılar. Bir ciddiyetlerinin kalmadığını, kendileriyle çeliştiklerini, anavatanları konusunda hiçbir ciddi projelerinin olamadığını anlamalıydılar.

Sessiz kalmak değil tabii çözüm. İnsanlık namına bağıracaksın, çıkarların namına değil. İnsanlık namına sesini yükselteceksin kendini teselli etmek için değil. Yas tutacaksan insanlığa tutacaksın seninle bir kandan olana değil.

Şimdi ne oldu? Öngörüsüz, tarih bilincinden yoksun bir kukla kralın ölçüsüz tamahının karşılığını fazlasıyla alıp geri çekilmesine rağmen Gürcü şehirlerinin bombalanması, sivil halkın ziyan olması onları memnun mu etti? Gürcistan’a bağlı iken mutsuz olan Asetinler Rusya’ya bağlanınca mutlu mu olacaktır?

Ya Çeçenler… Rusların yerle bir ettiği şehirlerin harabeleri dururken, öldürülmüş Çeçenlerin yası hala canlı iken kendilerinin biricik destekçisi, biricik koruyucusu Beyaz tilkinin çocuklarına karşı kurşun sıkmaya bu kadar çabuk ikna olmamalıydılar. Kafkas Satrancının en önemli taşı iken piyon olmaya bu kadar çabuk rıza göstermemeliydiler.

. . .

Hani lafa gelince diasporanın gün yüzü görmemiş aydınları Asetinlerin İrani olduğundan bahseder. Üç bin yıl bir halkı o topraklara ait kılmaya yetmiyorsa ne işe yarar sorusuna cevap vermez. Asetin İranlı ise İrlandalı da İranlı, Fin Altaylı, Bulgar Orta Asyalı diyemez. Asetin’in Gürcü ile olan meselesinde safını neden bölgenin otokton halkı olan Gürcülerden yana değil de İranlı deyip dışladığı Asetinlerden yana belirlediğine cevap veremez.  

Belki tüm bunları konuşmak için çok geç. Ama en azından bir eksikliğin tespiti anlamında şunun altını çizmek gerekir. Eğer sağlam projeler üreten, Kafkasya’nın içine düştüğü girdaptan çıkış yollarını arayan ciddi bir Kafkas diasporası olsaydı onlar Kafkas halklarına kendi içlerinde döktükleri kanın öncelikle kendilerini boğacağını anlatırlardı. Bu savaş çıkmadan önce Osetya ve Abhazya’yı Gürcülerle barıştırırlardı. Böyle bir diaspora olsaydı Türkiye’de yan yana yaşadıkları, iç içe girdikleri Gürcü kardeşleriyle oturup Kafkasya’daki ateşi nasıl söndüreceklerini birlikte konuşurlardı. Türkiye’deki Gürcüler ve Kuzey Kafkasyalılar bir araya gelip önce Gürcü konsolosluğuna, sonra Rus konsolosluğuna yürüyüp birlikte yaşamanın ne anlama geldiğini, nasıl olacağını onlara gösterirlerdi.

. . .

Ölen senin çocuğun olmayınca yasını tutmuyorsun. Bu rahatlıkla biz Türkiye’den Kafkasya’ya idam kararı çıkartmakta tereddüt etmiyoruz. “ Gürcistan katil, Gürcistan faşist!” derken ata toprağını ağzından kan damlayan bir başka canavara teslim ettiğimizi görmüyoruz. Tutalım dediğiniz olsun… tutalım Sakartveliya’da Gürcü kalmasın, tutalım Osetya da, Abhazya da Rusya’ya bağlansın. Hem bir derviş itikadıyla, imanıyla bağlansın. Sonrasına dair planınız nedir ey kavm-i necip!  

Eğer bu ise muradınız Nalçik’teki insan hakları ihlallerinden şikayet etmeyeceksiniz, ne 1864’ten, ne 1944’ten bahsetmeyeceksiniz.  O meşhur sofralarınıza oturup bir araya geldiğinizde SSK emeklisi Thamadalarınız “ Size dans edecek özgürlüğü veren Tanrıya teşekkür edecek.” Ve ondan hiçbir şey istemeyecek. Maria Goşlaneyi İvan Grozni’ye teslim ederken verdiğiniz sözü yenileyip iman itikat tazeleyeceksiniz. “Naveki s rossia! Daima Rusya ile birlikte!”    

 

 

 Hulusi ÜSTÜN

Yorum Ekleyin

Yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir