Peresayna Kalukeri

null
Turna Fırtınası
Hulusi Üstün'ün yeni romanı
Hemen Alın

Dün gece bizi balkonda bahçede oturamaz eden Karayel ile yaz mevsimi sevdiğine küsmüş on beşlik bir kız gibi sarı saçlarını savurup gitti.

Bundan sonra denize girilmez, geceleri bir çarşaf olsun atmak gerekir uyuyan çocukların üzerine. Yola çıkılacaksa hırka yelek almalı.

Yaz bitti…

Yazlıkçılar derlenip toparlanıp döner evine. Yazlık bahçelerinin şenliği sükuta erer.

Uzun pastırma sıcakları olur yine de. Fakat bayram sonrası okul telaşı, trafik, iş derken…

Yaz çekilip gitti işte…

. . .

Bir kaza ve bir düğün ile geçti koca yaz.

Tosya’da buruşturulmuş bir kağıda dönmüş aracın içinden çıktık çoluk çocuk.

Hiç birimizin burnu kanamadı.

Tanrım bir hayat daha bahşetti sanki bize.

Ertesi gün Amasya’da bu yıl meyve vermemiş bir badem ağacının altında Ahmet’in düğününü yaptık.

Ahmet hem çocukluk arkadaşım, hem eşimin kuzeni.

Uzun masalarda düğün ziyafetleri verildi, geç saatlere kadar hoyra çeken gençleri izledik. Hatta oyuna çıktık eşimle birlikte. Karı koca dans etmeyi ayıplayan geleneği de çiğnedik. Sonra alıp getirdik onları İstanbul’a.

Artık Kumburgaz’da bir dost evimiz var.

Terasından mehtabı izleyip çay içebileceğimiz.

Bir kaza ve düğün ile geçti koca yaz.

. . .

Peresa ina kalukeri…

Eski Silivrililerin düğün mevsimi idi Ağustos Eylül.

Mahsul kaldırılmış olur, kavun, karpuz, gündöndü biter ve düğünler başlardı.

Uzun hora halkalarında “peresa ina kalukeri” şarkısıyla oynanırdı.

Kale mahallesinin namdar oyuncuları vardı.

“Bir yaz daha geçti” nakaratı ile dans ederlerdi.

. . .

Hatay’dan dolmalık kuru patlıcan, biber ve kabak göndermiş Avasi Köse ağabeyimiz.

Bir başkası Fener’den kocaman bir yaz kabağı yollamış…

Tekirdağ’dan tavşan gönderen dostlara ne demeli…

Ne yapmalı ne etmeli bu tavşanı bilmiyorum…

Polatlı’dan çekirdek, Tokat’tan lor…

Suriye’den helli kahve, Amasya’dan mısır unu….

. . .

Can sıkıntısından kavanoz kavanoz turşu hazırladık hanımla.

Erik turşusuna yetişemedik ama…

Biber, domates, bamya, patlıcan, börülce…

Atikali turşucusuna döndü mutfak.

Şimdi tarhana bulmalı bir yerden.

İlle bir göçmen kadın yapacak, ille harcına sarımsak konulmuş olacak.

İlk tarhana kokusu ile birlikte son baharı karşılamış oluruz böylece.

. . .

Peresa ina kalukeri…

Bir yazı böyle geçirdik işte.

Bir kaza, bir düğün, bir sürü turşu kavanozu ile.

Bir de dostlar hepsinden önemlisi…

Hulusi ÜSTÜN

Yorum Ekleyin

Yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir