Balkanlarda Bizden Bir Renk POMAKLAR

Sosyoloji söz konusu olduğunda bir çok kavram batıda ve doğuda farklı anlamlar ifade eder, farklı fonksiyonlar icra eder. Milliyet bu kavramlardan birisidir, hümanite bir başkası, medeniyet bir başkası …

Etnisite de öyle… Bu kavramının dünyanın ücra bir köşesindeki adada ifade ettiği anlamla Avrupa’da ifade ettiği anlam arasındaki farklılık doğu ve batının arasındaki algılayış ayrılığının en somut örneğidir. Birinde antropoloji, diğerinde kültürel özellik ileriye çıkar. Okyanusya kıtasının eski sakinlerini incelerken antropoloji gözlüğü takan Avrupalı bilim adamı, Britanya’da kültür araştırmacısına dönüşür, Ortadoğu’da savaş stratejistine.

Oysa Balkanlar, Anadolu ve Kafkasya gibi insanlık tarihinin en hareketli sahnelerinin cereyan ettiği, çeşitli  kavimlerin gelip geçtiği, yerleştiği, değişip dönüştüğü coğrafyada etnisite kavramı uzak adalarda ve Avrupa’da ifade ettiği anlamı taşımaz doğal olarak. Çünkü bu coğrafyalarda binlerce yıldır birbirine karışan, birbiriyle bütünleşen, farklılıklarından çok ortaklıkları ileri çıkan insan toplulukları yaşamaktadır. Bu toplulukların hiç birini komşularından, hatta çok uzak coğrafyalarda yaşayan başka halklardan kesin çizgilerle ayırmak mümkün değildir. İnsan toplulukları bu topraklada yüzlerce yıldır ayrılıkları değil müşterekleri esas alarak kaynaşmıştır.

Buna rağmen etnik farklılıklar bir dünyanın ücra köşelerinde, bir de eski dünya kıtasının kalbi mesabesindeki kadim uygarlık alanlarında, Balkanlarda, Kafkasya’da Ortadoğu’da savaş, katliam ve karmaşa sebebi olmaktadır.

. . .

Balkan coğrafyasının kadim sakinlerinden olan Pomak topluluğunu konu eden araştırmalar etnisite kavramının bu coğrafyada farklı anlamlar içerdiğinin en bariz örneklerini ortaya koymaktadır. Kimilerine göre onlar Balkan topraklarının bilinen ilk sakinleri olan Trak kabilelerinin ardıllarıdır. Kimine göre X. Yüzyıldan sonra Balkanların güneyine inen Slav topluluklarının kalıntısı… Kimi araştırmacılar onları en katışıksız Helen topluluğu sayar, kimi araştırmacılar ise Karadeniz’in kuzeyinden Balkan içlerine akınlar düzenleyen Hun, Uz, peçenek, Kuman gibi Asyalı göçer halkların torunları olduklarını ileri sürer. Yine bir başka yaklaşıma göre Makedonya’da Torbeş, Bosna’da Boşnak, Kosova’da Goralı adını alan insanlarla Rodop Dağlarının Pomakları aynı halktır.

Bu beş yaklaşıma eklenebilecek altıncı bir görüş de olabilir. ‘Hepsi’…

Pomak adının Slav dillerinde ‘yardım etmek’ anlamına gelen ‘Pomagit, pomagat’ fiilinden türediği görüşünün gerekçesi Rumeli’de yayılmaları ve otorite tesis etmeleri konusunda Osmanlı’ya yardım etmiş olmalarıdır. Pomak adının yine Slav dillerinde ‘hatırlamak’ anlamına gelen ‘pomnit’ fiilinden türediği görüşünün gerekçesi ise Bulgar, Arnavut ve Yunan baskılarına rağmen Slav kökenlerini unutmamış olmalarıdır. Pomak kelimesinin Osmanlıların Leh adını verdikleri Polonyalıları tanımlayan Polak adından türediği görüşü de Celal Nuri tarafından ileri sürülmüştür. Yine Celal Nuri, Pomak halkının İslam öncesi dönemde teslisi kabul etmedikleri için dışlanan muvahhid Hıristiyanların izlerini taşıdığı görüşünü kaydetmektedir.

Görüldüğü üzere etimolojik kökeni tartışılan bu kelimenin antik çağlardan kalan bir adlandırma olmaması gariptir. Pomak adı ilk olarak XIX. Yüzyıl başında Osmanlı kayıtlarında ‘Pomak Anasır-ı İslamiyesi’ ‘İslam Pomaklar’, ‘Pomak İslamlar’ şeklinde yer almaktadır. 1839 yılında Kuzey Bulgaristan’da incelemeler yapan Ami Boue ismli araştırmacı Lofça havalisindeki bazı köylere ‘Pomak nahiyeleri’ adı verildiğini kaydetmektedir. Daha önce Hıristiyan kaynaklarında ‘Müslüman Bulgar’ olarak tanımlanan topluluğun Pomaklar olduğu kabul edilecek olursa homojen bir Bulgar toplumunun bir kısmının köyler, kasabalar halinde toplu olarak din değiştirip farklı bir ad almasının, sadece din değiştirmiş olmak gerekçesiyle asıl kitle tarafından bu derece dışlanmasın sebebini ortaya koyamamaktadır. Zira İslamlaşması Bulgar milli bilincinin oluşmasından önceye dayanan Pomak halkı Bulgarlarla iç içe, aynı yerleşim yerlerinde yaşamamakta, onlardan ayrı yerleşim yerlerinde toplanmaktadır.

Antropolojik, linguistik  ve kültürel özellikleri kesin çizgilerle komşu Balkan halklarından ayırt edilemeyen Pomak  halkı bugünkü Bulgaristan’ın merkezinde yeralan Stara Planina dağ zincirinin kuzey ve güney yamaçlarında Lofça ve Selvi bölgeleri merkez olm’ak üzere bir kaç küçük yerleşim yeri, Bulgaristan’ın güneyinde yer alan Rodop Dağlarının kuzey ve güney yamaçlarındaki köy ve kasabalar, Batı Trakya’da İskeçe ve Gümülcine, Makedonya’da Manastır ve Debre’de adacıklar halinde yaşamaktadır. Bu toplu yerleşim alanları birbirinden kopuk halde doğudan batıya doğru Türkiye Trakya’sından başlayıp Arnavutluk’a kadar uzanmaktadır. Kuzeyde Bulgaristan’ın iç bölgelerine, güneyde Batı Trakya’nın Ege kıyılarına kadar yayılmaktadır.

Bu bölge, tarihi varlığını Miladın ilk yıllarına kadar korumuş olan Trak halkının yaşam alanıdır. Traklar aynı zamanda Kafkasyalı yerli halkların, Arnavutların ve Turani kavimlerin de akrabaları olarak anılmaktadır. Tarihçiler onlardan geriye Trakya adı ve mezar tümülüslerinden başka bir şey kalmadığını ileri sürse de kimi araştırmacılar Trak halkının Pomak adı altında bölgenin dağlık alanlarında hala varlığını sürdürdüğü görüşündedir. Bu görüşe göre Pomak halkı Slav topluluklardan önce bölgede var olan antik dönem halklarının kalıntısıdır.

Pomaklar’ın konuştuğu dil Arnavutça gibi özgün bir Balkan dili değil, Bulgarcayla büyük ölçüde benzeşen Slavik bir dildir. Onu Bulgarcadan ayıran en belirgin özelliği, Türkçe’nin etkisidir. Ayrıntılı bir linguistik incelemeye konu edilmemiş olmakla birlikte Pomak dilinde Türkiye Türkçesinde bulunmayan Turani kelimelerin yer aldığı kabul edilmektedir. Pomak toplumunun etnik kökeninin Balkan içlerine giren ilk Slav opluluklarına dayandığına ilişkin görüşün temel dayanağı, kullanılan dilin Slavik dil olmasıdır. Bugörüşe göre daha sonra Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlara inen Bulgar toplulukları Pomakları dağlık bölgelere sıkıştırmış, düzlüklerde yaşayan Pomakları kendi bünyelerinde eritmişlerdir.

Oysa Pomak halkının tarihi vatanı olarak kabul edilen topraklar aynı zamanda Slav toplulukların Balkanlarda inebildiği alanın sınırlarını belirler. Bu durum onların Slav kökenli olduğu görüşünü büyük ölçüde sakatlamaktadır zira Slav yayılışının bu dağlık alanlarda başta Arnavut kabileleri olmak üzere Balkanlar’ın yerlisi olan topluluklar tarafından durdurulduğu kabul edilmektedir.

Pomakların etnik kökenini Peçenekler ve Kumanlar başta olmak üzere Karadeniz üzerinden Balkanlara inen Turani halklarda arayan görüşün de tarihi dayanakları vardır Zira X ve XI. Yüzyılda Büyük Çekmece’ye kadar akın düzenleyip İstanbul’u tehdit edecek güce ulaşan Peçenek varlığının nasıl olup da ortadan kaltığı açıklanamamaktadır. Ege kıyılarından Macaristan’a kadar geniş bir bölgede 150 yıla yakın bir süre askeri güç olarak görünen kalabalık bir topluluğun iz bırakmayacakbir şekilde yok olması mümkün görünmemektedir. Onlar ve hemen ardından Balkanlara giren Kuman topluluğunun ardıllarının Goralılar ve Pomaklar olması akla en yatkın ihtimaldir. Nitekim Bulgarlar arasında Pomaklara verilen isimlerden birisi de ‘Çitak’tır. Makedonya’da yaşayan Hıristiyan Slav toplulukları Halihazırda Pomakların yaşadığı kırsal bölgelerde korunagelen kültürde Orta Asya ve Kafkasya’ya ait motifler gözlemek zor değildir. Yüzyıllar boyunca en merkezi uygarlık alanlarına bunca yakın bir bölgede yaşayan Pomaklar’ın yakın zamana kadar hayvancılık ağırlıklı bir ekonomi anlayışına sahip, toprağa bağlı ve şehir kültürü geliştirememiş bir topluluk olması onların içe kapalı bir toplum olarak varlıklrını sürdürdüklerinin delilidir.

Balkanlarda Türk hakimiyetinin kırılmaya başlamasıyla birlikte Anadolu içlerine doğru çekilmeye başlayan Müslim nüfusun içinde Türkçe konuşanların ardından en büyük kitleyi Pomakların oluşturduğu söylenebilir. 93 Harbi’nin hemen ardından Trakya’nın doğusuna ve Anadolu içlerine doğru çekilişin en önemli nedeni özellikle Pomakları hedef alan ‘zorla Hıristiyanlaştırma’ çabalarıdır. Bu çabaların neticesinde kitlesel olmasa da bireyler ve aileler bazında rızai ya da cebri din değiştirmeler meydana gelmiştir. Bu dini baskı politikaları sonunda Bulgaristan’da 200.000 civrında Pomak’ın Hıristiyanlaştırıldığı kabul edilmektedir. Özellikle Bulgaristan’da Bulgarlaştırma ve Hıristiyanlaştırma politikaları Türklerle aynı ölçüde Pomak halkını da mağdur etmiştir. Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı, ciddi sayıda Pomak’ın Türkiye’ye sığınması sonucunu doğurmuş, daha sonrasında Bulgaristan’ın güttüğü asimilasyon politikaları yeni göç dalgaları yaratmış bu göç hareketleri Bulgaristan’da yaşayan Türklerle birlikte Pomakları da yurtlrından etmiştir. En son 1989 yılında yaşanan toplu deportizasyon sırasında binlerce Türk ve Pomak Türkiye’ye gelmek durumunda kalmıştır.

XX. yy başlarında Pomaklar topluca din değiştirmeye zorlandılar.

Mübadele ile Yunanistan’dan Türkiye’ye gönderilen Müslümanlar arasında da azımsanmayacak oranda Pomak bulunmaktadır. Serez, Fere, Drama, Manastır, Kesriye gibi şehirlerden çıkartılan Pomaklar başta Marmara denizini çevreleyen kıyı köyleri olmak üzere Ege ve iç Anadolu’ya yerleşmişlerdir. Toplum yapısı, dini ve kültürel algılar, yemek kültürü, ekonomik ilişkiler bakımından Türkiye’de yaşayan diğer kültür gruplarından farklı olmayan Pomaklar günümüzde ağırlıkla Trakya, Batı  ve İç Anadolu bölgelerinde yaşamaktadırlar.

HULUSİ ÜSTÜN

 

Yorum Ekleyin

Yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir